İzlerken duygularınızın gerçekliğini tekrar tekrar sorgulatan, gerçeğin ne olduğunu düşündüren ve nefesinizi tutturacak bir korku filmi.
15 Mayıs’ta vizyona giren Obsession filminin yönetmen ve senarist koltuğunda Curry Barker oturuyor. “Saplantı” (Obsession), 26 yaşındaki YouTuber Curry Barker’ın ilk uzun metraj filmi. Filmin başrollerini Michael Johnston ve Inde Navarrette paylaşıyor. Kendilerine Cooper Tomlinson ve Megan Lawless eşlik ediyor.
Hikaye, bir müzik dükkanında çalışan dört arkadaş arasında geçiyor. Aralarında bir aşk üçgeni bulunan bu grupta, duygularının ağırlığına yenik düşerek hislerini açmaya karar veren ilk karakterimiz, Michael Johnston’ın canlandırdığı Bear. Açılmak istediği kişi ise Inde Navarrette’nin canlandırdığı Nikki.
Bear, Nikki’ye duygularını açma konusunda kararlı ve en uygun zamanın, arkadaş grubunun düzenli olarak buluştuğu oyun gecesi olduğunu düşünüyor. Bu nedenle konuşmasını o gece yapmayı planlıyor. Yakın arkadaşı olarak gördüğü Ian’dan destek almaya çalışıyor ancak Ian, en sevdiği oyun gecesinin bu nedenle kötü geçmesini istemediği için Bear’ı duygularını açıklamaması konusunda ikna etmeye çalışıyor.
Oyun gecesine gitmeden önce Nikki, Bear’ı arıyor ve konuşmaları sırasında sevdiği kolyesini düşürdüğünü söylüyor. Bunu, duygularını açıklarken bir hediye verme fırsatı olarak gören Bear, hemen bir hediyelik eşya dükkânına giderek Nikki’ye uygun bir hediye aramaya başlıyor. Hikayemiz tam da bu noktada kırılıyor.

Fotoğraf/Photo: Dergy
Sadece Tek Dilek Hakkın Var: Tek Dilek Söğüdü (One Wish Willow)
Kolye almak için girdiği hediyelik eşya dükkanından Bear, “One Wish Willow” adlı bir çubukla ayrılıyor.
Oyun gecesinde işler istediği gibi gitmiyor. Şansı varken duygularını söyleyemiyor ve Tek Dilek Söğüdü’nü kırıp Nikki’nin kendisini dünyadaki herkesten çok sevmesini diliyor. Film boyunca izleyiciyi asıl geren şey ise bu dileğin gerçek olması ve Nikki’nin Bear’ı saplantılı bir şekilde sevmesi oluyor. Bu saplantılı sevginin nelere yol açabileceğinin yarattığı gerginliği hissederken, sahte olan bir duygunun ne kadar rahatsız edici olduğunu da yeniden fark ediyorsunuz.
Filmi izlerken duygu yönetiminizi gözden geçirebilirsiniz. Özellikle Nikki ve Bear arasındaki ilişkiye baktığınızda, asıl saplantılı olanın kim olduğunu düşünmeden edemiyorsunuz. Çünkü Bear, Nikki’nin bulunduğu durumda ne kadar acı çektiğini görse bile, onun kendisini seviyor olması bu acıyı kendi gözünde “göz ardı edilebilir” hale getiriyor. Bunu değiştirme şansı var mı? Bunu filmde öğrenmenizi isterim.
Filmin müziklerine kısaca değinecek olursam; gerilimi sürekli yükseltip bir anda izleyiciyi uzun bir sessizliğe sürüklemesi, anın heyecanını daha da artırıyor. Müziğin kesildiği sahnelerde salonda oluşan sessizliğin bile izleyicide gerilim yarattığını söyleyebilirim. Özellikle saplantılı bir duygunun bir insana neler yaptırabildiğini gördüğünüzde…
O Nikki Asla Ben Değildim
Saplantı filmi, izleyiciye farklı deneyimler yaşatmayı başarıyor. İzlerken onun bir korku filmi olduğunu unutturduğu her an, bunu tekrar hatırlatıyor.
Gerilimin hiç azalmadığı film, gerçeğin ne olduğunu sorgulatıyor. Özellikle Nikki’nin, “Seni seven Nikki hiçbir zaman ben değildim.” cümlesi adeta yüzümüze bir tokat gibi çarpıyor.
Duyguları, arkadaşlığı, gerçekliği, genel geçer kabulleri ve korkuyu bir arada yaşamak isteyenler için doğru bir adres. Filmi sinemada izlemenizi, hatta mümkünse tek başınıza izlemenizi tavsiye ederim.
