Michael Filmi: Michael Jackson’ın Müziğiyle Çocukluğuma Döndüm

Köşe Yazısı

Doğa

Popüler kültürün kayda değer tarafına dair bir yorum.

Çocukken iki şeye çok emindim: Birincisi, Michael Jackson çok iyi dans ediyordu. İkincisi, ay yürüyüşü denen şey muhtemelen gerçek değildi. Çünkü ben ne kadar denesem de olmuyordu.

Yine de Michael Jackson çocukluğumun değişmeyen isimlerinden biriydi. Babamın arabada açtığı şarkılar, televizyonda karşıma çıkan klipler derken onu özel olarak keşfetmedim; zaten hep hayatımdaydı.

Şarkılarına eşlik etmeye, danslarını ezberlemeye çalışırken fark etmeden onunla büyüdüm. Bu yüzden Michael Jackson benim için sadece bir şarkıcı değil, çocukluğumun fon müziklerinden biriydi. Belki de bu yüzden Michael filmini ilk duyurulduğu 2024 yılından beri bekliyordum. Haberleri çıktığında heyecanlanmış, ilk görüntüler yayımlandığında dakikalarca incelemiş, fragmanları tekrar tekrar izlemiştim. Aradan geçen zaman beklentiyi büyüttü ama film, benim için o beklentinin önemli bir kısmını karşılamayı başardı.

Öncelikle şunu söylemek gerekiyor: Michael Jackson’ı yalnızca “Popun Kralı” olarak tanımlamak onun müziğine biraz haksızlık etmek olur. Elbette pop müziğin en büyük isimlerinden biriydi ama onu farklı kılan şey, türler arasında rahatça dolaşabilmesiydi. Rock’ın sertliğini, funk’ın ritmini, soul’un duygusunu ve R&B’nin akıcılığını kendi dünyasında bir araya getirebildi. Özellikle gitar sololarıyla zenginleşen şarkıları sayesinde yalnızca pop dinleyicilerine değil, çok daha geniş bir müzik kitlesine ulaştı. Belki de bugün hala bu kadar çok insan tarafından dinlenmesinin sebeplerinden biri bu.

Film boyunca en çok etkilendiğim şeylerden biri ise Michael Jackson’ı canlandıran Jaafar Jackson oldu. Bir oyuncunun bir karaktere benzemesi başka şeydir, onu yaşatabilmesi başka. Jaafar zaman zaman sadece Michael’a benzemiyor, gerçekten Michael olmuş gibi hissettiriyordu. Mimikleri, bakışları, sahnedeki duruşu ve enerjisiyle filmin en güçlü taraflarından birini oluşturmuş.

Film beni duygusal olarak da beklediğimden fazla etkiledi. Çünkü bazı sahnelerde kendimi sinema salonunda değil, yıllar önce verilmiş bir Michael Jackson konserinde hissettim. Asla gitme şansımın olmayacağı bir konsere birkaç saatliğine de olsa gitmiş gibiydim. Şarkılar başladığında salonda sessizce oturmak benim için pek mümkün olmadı. Kendimi eşlik ederken buldum. Bir noktadan sonra filmi izlemeyi bırakıp çocukluğumun seslerine kulak veriyormuşum gibi hissettim.

Yine de filmle ilgili bir çekincem var. Hikayenin büyük bölümü Michael’ın çocukluğuna ve kariyerinin ilk yıllarına ayrılmış. Bu dönemleri izlemek elbette önemliydi fakat film bittiğinde aklımda aynı düşünce kaldı: Keşke biraz daha fazlasını görebilseydik. Michael Jackson’ın müzikal olarak zirveye ulaştığı, dünya çapında bir fenomene dönüştüğü yıllar çok daha geniş bir anlatıyı hak ediyor gibi geliyor. Belki de bu yüzden ikinci film iddiaları beni heyecanlandırıyor. Eğer bu söylentiler doğruysa, Michael Jackson’ın hayatının daha karmaşık, daha tartışmalı ve aynı zamanda daha üretken dönemlerini izleme fırsatı bulabiliriz. İlk film bana biraz giriş bölümü hissi verdi. Hikayenin asıl büyük kısmı hala anlatılmayı bekliyormuş gibi.

Filmden çıktığımda kusursuz bir biyografi izlemiş olduğumu düşünmedim. Ama uzun zamandır hissetmediğim bir şeyi hissettiğimi fark ettim: Çocukluğumu. Eve dönerken aklımda filmin eksikleri değil, yıllardır ezbere bildiğim şarkılar vardı.

Hatta filmin etkisi sinema salonunda da kalmadı. Haftalar boyunca evde Michael Jackson plakları çaldı.

Plak toplamaya başladığımda koleksiyonuma giren ilk isimlerden biri Michael Jackson olmuştu. Belki de bu yüzden o plaklar benim için sadece bir müzik kaydı değil. Her birinin içinde çocukken televizyonda izlediğim klipler, yapamadığım ay yürüyüşleri ve arabada babamla dinlediğimiz şarkılar da duruyor.

Bugün plaklığa baktığımda sadece bir sanatçıyı görmüyorum. Çocukluğumdan bugüne kadar benimle gelen küçük anıları da görüyorum. Sanırım bazı plakların değeri de burada saklı; size sadece müzik dinletmiyorlar, yıllar sonra bile aynı duyguları yeniden hatırlatabiliyorlar.

(Gerçi itiraf etmem gerekirse, aradan bunca yıl geçmesine rağmen ay yürüyüşünü hala düzgün yapabildiğim söylenemez.)


💬 Bu yazı, Rezerve Köşe Yazıları kapsamında yayımlanmış olup yazarın kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Rezerve Köşe Yazıları
Doğa
Yayınlandı: 12 Haziran 2026

2 thoughts on “Michael Filmi: Michael Jackson’ın Müziğiyle Çocukluğuma Döndüm

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir